26 08 2012

Kedilerde bağışıklık sistemi

Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren veya verilen yabancı maddeler, anormalleşmiş hücreler, bakteri, mantar ve virüslerden vücudu korumaktır. Bu kompleks görev spesifik (T ve B hücreleri) ve non spesifik elemanlar (bunlar özel T ve B hücrelerine yardımcı olarak fonksiyon görür) tarafından başarılır.  Bağışıklık genel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır :

1.Doğal Bağışıklık :

Genetik olarak kontrol edilebilen ve kalıtımla nesillere aktarılabilen bir tür direnci temsil eder. Doğal bağışıklığın oluşumunda genetik (tür ve ırk direnci, bireysel duyarlılık) ve fizyolojik faktörler (vücut ısısı, yaş durumu ve hormonlar) vücudun premier (tüyler, deri, vücut zarları ve salgıların oluşturduğu dış savunma sistemi) ve sekonder (dış savunma mekanizmalarını aşabilen hastalık etkenlerine karşı koyan humaral sıvılar ve hücresel savunma sistemi) savunma mekanizmaları ve yangısal reaksiyonlar etkin rol oynarlar.

2.Kazanılmış Bağışıklık :

Canlıların doğumdan sonra çeşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya geldikten ve aşılarla karşılaştıktan sonra, bu etkenlere karşı kazandığı bağışıklık anlamındadır. Kazanılmış bağışıklık aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır :

Aktif bağışıklık: Farklı virülenslere (hastalık yapma yeteneği) sahip etkenlerle doğal olarak karşılaşma sonucu olduğundan doğal aktif bağışıklık, aşılarla aşılanmak suretiyle kazanıldığı zaman ise yapay aktif bağışıklık olarak adlandırılır.

Pasif Bağışıklık : Bir bireyden alınan bağışıklık maddeleri (antikor, süt, serum vs.) ile sağlanan bağışıklık sistemidir. Bu da doğal ve yapay olmak üzere iki kısımda incelenir; Doğal pasif bağışıklıkta antikorlar doğrudan anneden yavruya plasenta ve anne sütü ile geçerken, yapay pasif bağışıklık, inaktif kazanılmış bağışıklığı bulunan bir bireyden elde edilen kan, kan serumu yada kemik iliği gibi dokuların aktarılmasıyla sağlanabilir. Pratikte bir enfeksiyon durumunda uygulanan hiperimmun serumlar (kuduz antiserumu, viral hepatit serumlar gibi) ve antitoksik serumlar (tetanoz, yılan ve akrep serumları gibi) bu tip bağışıklığa en uygun örneklerdendir.

Bağışıklık sistemini bu kısa tanımlamalarla tümüyle anlamak mümkün değildir. Ancak bağışıklık sisteminin temel özelliklerini kapsayan bu bilgiler aşıların neden önemli olduğunun anlaşılmasında faydalı olacaktır.

Bağışıklık sisteminin dört ana özelliği bulunur;

1) Spesifite : Bu yetenek sayesinde bağışıklık sistemi çapraz olmayan reaksiyon (noncross reacting) antijenlerini ayırt edebilir.

2) Bellek : Bağışıklık sistemi önceden karşılaştığı antijenleri tanır ve hatırlar. Bu şekilde verilen bir antijene karşı kazandığı deneyim, daha güçlü ve genişletilmiş cevapların oluşmasını sağlar.

3) Uyarılma : Bağışıklık sisteminin spesifik ve nonspesifik elemanları bu yetenekleri sayesinde yabancı maddelere karşı harekete geçebilir.

4) Tekrarlayabilme : Enjeksiyonun tekrarlanması halinde, bağışıklık sisteminin elemanları kazandıkları deneyim ile immun cevapları (hastalık etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sisteminin tepkisi) büyük ölçüde artmasını veya genişletilmesini sağlar.

Bağışıklık sisteminde her biri özel görevlere sahip dört temel hücre tipi vardır;

Fagositler : Mikroorganizmaları diğer hücreleri ve yabancı partikülleri içlerine alarak ortadan kaldıran bu hücreler, kemik iliğinde üretilirler. Fagositlerin en önemli tipi makrofajlardır. Makrofajlar, bakteriler, virüsler, mantarlar veya yabancı proteinlerin varlığında harekete geçerler.

T Hücreleri / T Lenfositler : Kemik iliğinde üretilen beyaz kan hücreleridir. Kemik iliğinde üretilen T hücreleri Timus ‘a (Gelişimi yaşamlarının ilk yıllarında maksimum düzeyde olan bezsel yapıda bir organ) giderek orada olgunlaşırlar. T hücreleri, immun cevapların oluşumunda anahtar konumundadır. İmmun cevapların başlaması ve sona ermesinden sorumludur. Ayrıca çeşitli komponentlerin aktivitelerini de kontrol ederler. Bir yabancı hücre makrofajlar tarafından alındıktan sonra, salgıladıkları enzimlerle vücuda zarasız hale getirilir. Bu enzimler aynı zamanda yabancı hücrelerin varlığını T hücrelerine haber verir. Böylece T hücrelerinin üretimi uyarılarak bağışıklık sisteminin cevap oluşturması sağlanır. Eski nomenklatürde T hücreleri T4 ve T8 hücreleri olarak ayrılırdı. T4 hücreleri yardımcı ve başlatıcı, T8 hücreleri ise baskılayıcı ve yok edici özellikte idi. T4 hücreleri kanda, T8 hücreleri lenf dokusu ve dalakta bulunmaktadır.

B Hücreleri / B Lenfositler : Bu hücreler kemik iliğinde üretilir ve olgunlaşırlar. Bu hücreler antikorların üretiminden sorumludurlar. İmmunoglobulinler olarak da bilenen antikorlar, yabancı proteinlerin kendilerine bağladığı özel yapılı proteinlerdir. Bunlar vücuda giren antijenlerin makrofajlar tarafından yok edilmesi için işaretler veya etkisiz hale getirir. T hücreleri spesifik organizmaların veya antijenlerin tanınmasını sağlama yeteneğine sahiptir. Bu hücreler makrofajların antijenlerin hücre zarlarından geçebilmesinde gerekli olan bilgileri sağlar ve harekete geçmeleri için uyarır. Makrofajlar da bu antijeni B hücrelerine verir. Spesifik antijen belirleyicisi ile bir kez karşılaştıktan sonra bu makrofajların yüzeyine kodlanır. B hücreleri, bu makrofajları tekrar tekrar üreterek B hücrelerin 2 alt tipi halinde olgunlaşır. Bunlar plazma ve bellek hücreleridir. Plazma hücreleri belirli bir antijene özel antikorlar üretirler. B hücrelerinin diğer bir türü olan bellek hücreleri ise aynı antijen ile ikinci kez karşılaştığında oluşacak enfeksiyona karşı hazır durumdadır. Bağışıklık ile ilgili işlevlerin tümü T8 hücreleri tarafından izlenir ve kontrol edilir. Enfeksiyon sona erdikten sonra T8 hücreleri immun cevapları durdurur. İlk olarak T8 hücrelerinin daha sonra çeşitli kimyasal haberci ve baskılayıcı hücreleri salgılayan B hücrelerinin işlevini durdurarak antikor üretimine son verir.

NK Hücreleri (Doğal Öldürücü Hücreler -Natural Killer Cells) : Bu hücreler T4 uyarısına gerek duymaksızın fonksiyon görürler. Bu hücreler ve virüslere karşı mücadele ederler.

50
0
0
Yorum Yaz